İNSANOĞLU NELERİ KAYBETTİ?

Günümüzde her insan bir ben olmaktan çıkıyor. Benlikleri bir sana, bana, ona, buna dönüşüyor. Dünya her geçen gün insanlar için yaşanabilir bir yer olmaktan bir tık daha uzaklaşıyor, yeni bir insanını kaybediyor. Listesinden çıkardığı her bir insan, lisan, nisan bir sonraki gün doğacak güneşi bulutlar ardına atıyor sanki. Peki ya yaşanabilir bir yer olmaktan uzaklaşan bu ayağımızı bastığımız toprak, baktığımız güneş, soluduğumuz havasıyla dünyanın insana kaybettirdikleri, daha doğrusu biz insanların kendimizi yok etmeyi bile göze alarak birbirimizi her gün biraz daha dibe soktuğumuz, diğerimizin oksijenini, ışığını, toprağını çaldığımız bu günlerde bizim kaybettiklerimiz neler?

Bir gün sabah uyandık. Saat 6. Güne başlamanın verdiği uyku dolu, aralarına yaşama sevinci ve bir tutam sevgi serpilen bir gün, camdan sızıp gözümüzün içine içine girmek için direnen güneşimize ‘’Merhaba, hoş geldin; sayende gün yine aydın oldu!’’ diyoruz. Önceki günden kalmış iş, hayat, okul  ve yaşam yorgunluğumuzu sırtımızda bir fazlalık gibi taşıyoruz, sanki hepsinin devrilmesi bizim bir küçük hareketimize bağlı gibi. ‘’Biraz sağa, biraz sola heh oldu, sonunda senden kurtuldum.’’ diyeceğimiz günü sanki hazır bekliyoruz. Çevremizdeki insanların baskıları zaten her dakika üzerimizde, onu taşımak alışkanlık olmuş, fazla gibi gelmiyor artık. Yaptığımız her şey birbirine girmiş. Düşüncelerimiz, kelimelerimiz, cümlelerimiz, zaman, gün, her şey, her şey birbirine karışmış gibi.Bir şeyler yapıyoruz, belki yaptığımız şeylerin uzmanıyız, en iyisiyiz ama ne yaptığımızı bilmiyoruz. Monoton bir hayat bile kafamızı karıştırır olmuş bu hayatta, daha ne olsun?

Bir şeyler yapıyoruz, bir karar alıyoruz, hareket ediyoruz ve yaşıyoruz ama neye, nereye kadar, nasıl? Bu karmaşanın, iç içe geçmişliğin olduğu bir yerde sonunu görmeyi bırak düşünemiyoruz daha, düşünmeyi unutmuşuz. İnsan düşünmeyi unutur mu ki? Yaptığımız hiçbir şeyi düşünmüyorsak  ne hissediyoruz biz? Bir insan düşünmediği bir şey için mutlu olur mu, üzülür veya kızar mı? Peki en başta bunları  yapmayan  insan için öfke, pişmanlık, aşk; bu duygular  çok mu büyük beklenti olur.

Duygusuz, itaatkar, her şeyi kabul eden biri olmuşuz. Biri dediysem biz diye bir şey olduğu için değil ama. İnsanoğlu bir olmuş, birimizin diğerinden farkı yok ki. Bir insanın yediği içtiği, duyduğu, gördüğü, bildiği düşündüğü aynı olursa onun farklı yanımı olur ki? Herkes aynı şeyi kabul ediyorsa kavga  mı olur, eee kavga olmazsa gerçekler nasıl kendini, doğruyu bulur. Ama sorgulamayan olmazsa gerçek denen şey yalnız bir tane olmaz mı? Peki soruyorum size, neyin tek bir doğrusu vardır bu dünyada.

Artık akşam oldu, hava kararıyor.  Bulutlar bile güneşi  bizden saklıyor, güneş bile bizden kaçıyor. Elimizdekilere bir bakıyoruz. Duygular  sıfırlanmış, sorgulama zaten yok,kararlar bizim adımıza çoktan verilmiş, kullandığımız kelimeler, söylediğimiz  bile başkasının;  biz biz  değiliz artık.  Dünyada yaşayan insanlardan biri değil, dünyada yaşayan insan olmuşuz günden güne. Hava  karadı artık. Güneş bitti. Bulutlar geliyor içini boşaltmaya. Her şey, herkes bize küsmüş. Yağmur yağıyor, camdan bakan yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir