FAHRENHEIT 451

 

Bu dönem okuduğum, Ray Bradbury’nin yazarı olduğu bu denli derin bir kitap olan Fahrenheit 451 romanının bize anlatmak istediği birçok düşüncenin en çok üzerinde durulanı insanların hayatı sorgulaması, düşünmesi ve sürüdeki koyun misali her söyleneni yapmaması gerektiğidir.

Bize fazla bilmenin, cahil olmamanın insanları aslında ne kadar korkutabildiğini, cehaletinse onlara güç verdiğine inandıkları ve cehaleti kullanıp insanları bir kalıp makinesinden çıkarırcasına çoğaltmaya çalışıp herkesi basmakalıp yaratmak işleyişlerini anlıyoruz. Bunu yaparken kullandıkları kitap, kütüphane yangınlarıysa da onlar için bir araç, yol oluyor aslında. Ancak bunu anlatırlarken kullandıkları üslup insanı sıkıyor. Sanki hiç bitmeyecekmiş, sürekli aynı şey anlatılıyormuş gibi hissettirdiği düşünceler kitap boyunca devam ediyor. Bu nedenle de kitap okunurken ara verme ve biraz dinlenme ihtiyacı doğuyor. Bu da kitabın bölünmesine neden oluyor. Konu bakımından sürükleyicilik var ama akıcı olmayışı büyük bir problem yaratıyor. Bunun yanı sıra bana göre eser evrenseldir. Çünkü bilgi her zaman en önemli silah olacaktır ve her zaman onları yok etmek isteyen bireyler bulunacaktır. Çünkü en zor düşman her şeyi bilen düşmandır. Bilen insan çözüm üretir. Yapıcıdır. Durduramazsın. Dur durak bilmez çünkü her zaman gelişmek kendini yenilemek yeni şeyler öğrenmek ister.

Geçmişte ne kadar çok korkulduysa bilgili insanlardan, bilgiden günümüzde de korkulmaktadır. Bu nedenle Fahrenhiet 451 kendi çağının ötesine geçmiş, ilerici, ileri görüşlü bir kitaptır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir